• Trabzon 27 °C
  • Rize 27 °C
  • Artvin 27 °C
  • Gümüşhane 27 °C
  • Giresun 28 °C

İbrahim Sağlam / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Şaban Keleş, Atapark-Meydan parkı ve karıncalar

28 Ekim 2014 Salı 10:06

Şaban Keleş 40 yıla yakın zamandır Atapark’ta büfe işletmektedir. Şehrin gelişiminde ciddi duyarlılık gösteren, hemen her önemli proje için fikir sahibi olan, birçok konuda önerilerde bulunan değerli kardeşimizle sıkça buluşur, sohbet ederiz.

Geçenlerde konu Meydan Parkından açıldı.

Şaban KELEŞ her zamanki içtenliği ve mantıklı yorumuyla Meydan Parkı’nda ağaçların, zemin su geçirmediği için kuruduğunu ve börtü böceğin, toprağın tamamen kapatılmasıyla yok edildiği anlattı.  Atapak’taki uygulamanın ne kadar değerli olduğunu bir örnekle vurguladı.

Zeminin kaplı olduğu bir parçayı çıkardı. Altında solucan, karınca ve diğer böcekleri gösterdi.

Bunlar Meydan Parkı’nda yok. Zemin topraktan ayrılıp betonlanmış, üstüne mermer konulmuş. Bu doğru değil.

Konunun bir yönü bu. Ama çok önemli bence de. Her şeyi düşündüğünü düşünenlere şimdi bu önemli bir sorgulama değil mi?

Solucanların, karıncanın, börtü-böceğin hakkı ne oldu?

Vaktiyle:           

“İstanbul’da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı’nın avlusunda bulunan Has Oda’nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi Avrupa’yı titreten koca Akdeniz’i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti’nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman’dan başkası değildi. Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar ağaçları kuşları denizi seyrederdi.

O gün ağaçlar bir başka güzeldi yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını. Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içinden çıkamayacağını anlayan Kanunî bu konuyu danışmak için hocası Ebussuud Efendi’yi aramaya koyuldu. Hocasının odasına gitti. Ama hocası odada yoktu. Hemen oracıkta bulduğu kâğıt parçasına kafasına takılan soruyu edebî bir üslupla yazdı ve hocasının rahlesi üzerine bıraktı.

Birkaç saat sonra hocası odasına gelmiş ve rahlenin üzerinde el yazısı ile yazılmış kâğıdı görmüştü. Eline hat kalemini alan Ebussuud Efendi talebesinin soruyu yazdığı kâğıdın altına bir şeyler yazdı ve kâğıdı rahleye bıraktı.

Kanunî bir ara tekrar hocasının odasına uğradı. Hocası yine yerinde yoktu; ama rahlenin üzerine bırakmış olduğu kâğıdın üzerine kendi yazısı dışında bir şeylerin daha yazılmış olduğunu gördü. Merakla kâğıdı eline aldı ve okumaya başladı. Yazıyı okuyunca yüzünde bir tebessüm belirdi. Kâğıdın üst kısmında Kanunî’nin hocasına yazdığı sual vardı.

Kanunî şöyle diyordu hocasına:

Meyve ağaçlarını sarınca karınca

Günah var mı karıncayı kırınca?

Hocası Ebussuud soruyu şöyle cevaplıyordu:

Yarın Hakk’ın divanına varınca

Süleyman’dan hakkın alır karınca”

Sanıyorum Meydan Parkını projelendirenlerden de karıncalar hakkını, yarın Hakk’ın divanında alacaklardır.

Bu yazı toplam 8319 defa okunmuştur.
Okuyucu Yorumları

Toplam 1 yorum eklendi.

  • Teşekkürler GözümSinan07 Kasım 2014 Cuma 22:46

    İnsanların Cebimi nASIL Doldururum Düşüncesiİ Olduğu Şu Zamanlarda Duyarlı , Duygulu Çevresindeki olan Bitenlere sessiz kalmayan ŞABAN Abimizi Canı Gönülden Tebrik Ederim...

    BeğendimBeğenmedim
  • Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Haber 61 İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Telefon: 462 326 73 73 Pbx - 532 456 71 41 / Faks : 0462 326 73 73 Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA